Anasayfa Servet-i Fûnun Edebiyatı Servet-i Fûnunda Nazım Şekilleri

YGS - LYS



Servet-i Fûnunda Nazım Şekilleri
Türk Edebiyatı - Servet-i Fünun Edebiyatı

BATI EDEBİYATINDAN ALINAN  NAZIM  ŞEKİLLERİ

SONE

1-Genel olarak kısa şiir, türkü demektir.

2-İki dörtlük ve iki üçlükten oluşan, özel bir uyak düzeni olan nazım şeklidir.

3-Tevfik Fikret ve Cenap Şehabettin  bu nazım şeklini bolca kullanmışlardır.

4-Kafiye örgüsü: abab, abba, ccd, eed

5-Sonelerde asıl duygu ve düşünce üçlüklerde dile getirilir.  Sonelerin konusu genellikle aşktır.

 

 

 

Örnek:

SONE
Derdim, yeter, sâkin ol, dinlen biraz artık!
Akşam olsa diyordun, işte oldu akşam,
Siyah örtülerle sardı şehri karanlık;
Kimine huzur iner gökten, kimine gam.

 

Bırak, şehrin iğrenç kalabalığı gitsin,
Yesin kamçısını hazzın sefil cümbüşte
Toplasın acı meyvesini nedâmetin
Sen gel, derdim, ver elini bana, gel şöyle.

 

Bak göğün balkonlarından geçmiş seneler
Eski zaman esvaplarıyla eğilmişler;
Hüzün yükseliyor, güler yüzle, sulardan.

Seyret bir kemerde yorgun ölen güneşi
Ve uzun bir kefen gibi doğuyu saran
Geceyi dinle, yürüyen tatlı geceyi.

(Charles Baudelaire'den çeviren: Sabahattin Eyuboğlu)

TERZA-RİMA

1-Üçlü kıtalardan oluşan ve sonu tek dizeye bağlanan bir nazım şeklidir.

2-İtalyan edebiyatında başlamıştır..

3-Kafiye örgüsü: aba, bcb, cdc,d

 

Örnek

GİZ
Bu kadar uzak mıydı
Git git bitmiyor yol
Görünmüyor dağın ardı

 

Oysa bilmem kaç yıl
Bu yollardan yürünmüş
Şimdi sanki bir masal

Bu dilsiz dağ ve taş
Nerde saklar kuşları
Hangi gizle sarmaş dolaş

 

Anlamak zor susuşları.             (Ahmet Telli)

(Kaynak:Edebiyat Terimleri Sözlüğü- Murat AKINCI)


Triyole

* On mısralı bir nazım şeklidir.
* Önce iki mısralı kısım, sonra dörder mısralı iki kısım gelir. Birinci kısmın ilk mısrası birinci dörtlüğün sonunda, yine birinci kısmın ikinci mısrası ikinci dörtlüğün sonunda tekrarlanır. Dört mısralı kısımlarda, eklenen mısraların ilk üç mısra ile anlam bütünlüğü sağlaması gerekir.
* Kafiye şeması, "ab, aaaa, bbbb" biçimindedir.

Triyole Örneği:

Yüzünde hasta-i sevdâ gibi melâlet var,
Nedir bu hâl-i perişanın ey hilâl-seher?

Sabâh-ı feyz-i bahâride mübtesem ezhâr
Çemen çemen mütemevvic nesîm-i anber-bâr:
Niçin? ben anlamadım kimden etsem istifsâr?
Yüzünde hasta-i sevdâ gibi melâlat var!

Dem-i seherde yanında şu parlayan ahter
Hazan içinde solan bir çiçek gibi dil-ber
Sürûr fec ile şâdân iken bütün yerler,
Nedir bu hâl-i perişanın ey hilâl-i seher?

SERBEST MÜSTEZAT

19. Yüzyıl sonlarında özellikle Servet-i Fünun'cuların geliştirdikleri bir nazım biçimi. Divan şiirindeki müstezat'tan şu özellikleriyle ayrılır:
* Serbest müstezat, hem aruz, hem de hecenin çeşitli kalıplarıyla yazılabilir.
* Temel olarak alınan kalıbın çeşitli parçaları çeşitli düzenlerle bir arada kullanılabileceği gibi aynı nazım içinde yalnız bir kalıp değil, başka kalıplar ve bunların parçaları da kullanılabilir.
* Uzun ve kısa mısralar kimi zaman belli bir düzen içinde sıralanır, kimi zaman da herhangi bir düzene bağlı kalınmaz.
* Kafiye örgüsünün düzenlenişi de kurala değil, şairin isteğine bağlıdır.
* Müstezat'ın daha özgürce kullanılmış biçimdir.
* Sembolizmin yaygın olduğu bir dönemde Fransa'da ortaya çıkan bir şiir şeklidir.
* Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati şairlerince kullanılmıştır.
* Serbest müstezatta nazım nesre yaklaştırılmıştır.

 

Bu özellikleriyle serbest müstezat, Divan şiirindeki müstezat'ın geliştirilmesiyle oluşturulmamış, doğrudan Batı şiirinden alınmıştır. Klasik nazım biçimlerinden ve tek ölçünün bir örnekliliğinden kurtuluş yeni biçimler ve ahenkler yaratmak düşüncesiyle oluşturulan bu biçim, serbest nazıma geçişte bir aşama olmuştur.
Serbest müstezatın başarılı örneklerini Tevfik Fikret, Cenap Sahabettin ve Ahmet Haşim vermiştir.

 

Serbest Müstezat Örnekleri:

KIŞ


Yine kış,
Yine şems-i mesâda (akşam güneşi), ah o bakış,
Yine yollarda serseri dolaşan
Âşiyânsız tuyur-ı pür-nâliş( inleyen yuvasız kuşlar)Tehi kalan ovalar
Sükût eder sanılır mevsimin gumûmuyla
Harab olan sarı yollarda kalmamış ne gelen,
Ne giden,
Şimdi yalnız kavafil-i evrâk (yaprak yığını)
Mütemadî sürüklenir bir uzak
Ufk-ı pür-ıztırab u nermide.Yine kış, yine kış
Bütün emelleri bir ağlayan duman sarmış (Ahmet Hâşim)
ÖMR-İ MUHAYYEL
Bir ömr-i muhayyel...Hani gülbünler içinde
Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş;
Bir ömr-i muhayyel...Hani göllerde,yeşil,boş
Göllerde,o sâfiyet-i vecd-âver içinde
Bir dalgacığın ömrü kadar zaîl ü muğfel
Bir ömr-i muhayyel!
Yalnız ikimiz,bir de o:Ma'bûde-i şi'rim;
Yalnız ikimiz,bir de onun zıll-ı cenâhı;
Hâkîlere bahş eyleyerek hâk-i siyâhı
Dûşunda beyaz bir bulutun göklere âzim.
Her sahn-ı hakîkatten uzak,herkese mechûl;
Bir safvet-i masûmenin âgûş-ı terinde,
Bir leyle-i aşkın müteennî seherinde
Yalnız ikimiz sayd-ı hayâlât ile meşgul.
Savtındaki eş'ar-ı pür-âhenk ile mâlî,
Şİ'rimdeki elhan-ı muhabbetle nagam-saz,
Ah istiyorum,göklere âmâde-i pervâz
Bir lâne-i âvârede bir ömr-i hayâlî...
Bir ömr-i hayâlî...Hani gülbünler içinde
Bir kuşcağızın ömr-i bahârîsî kadar hoş;
Bir ömr-i hayâlî...Hani göllerde,yeşil,boş
Göllerde,o sâfiyet-i vecd-âver içinde
Bir dalgacığın ömrü kadar zaîl ü hâlî
Bir ömr-i hayâlî! ( Tevfik Fikret )


 

Öğretmen - Öğrenci Girişi