YGS - LYS



İNDİR
İndirme Anasayfası Dosyalarda Ara Dosya Gönder
Kategori: Şiirde Yapı
Sayfa: 1 toplam 1
Şiirde Yapı Dosyalar: 1
Dosyalar:
Şiirde Yapı

İndir
Download

 

 

Nazım Birimi :

Şiiri oluşturan mısra gruplarına denir. Nazım birimi şiiri oluşturan yapı taşlarından biridir. Şiirdeki her bir satıra mısra denir. Tek mısralık dizelere mısra-ı âzâde denir.

Neler çeker bu gönül söylesem şikayet olur. (Şeyhülislam Yahya)

Şiir içindeki mısraların kümelenmesinden meydana gelen nazım birimi; kümede bulunan mısraların sayısına göre ad alır. İki mısralık öbeklere beyit; dört mısradan oluşanlara kıta veya dörtlük; üç, beş, ve daha fazla mısralı öbeklere bent denir.

 

Nazım Şekli

Kafiye örgüsüne ve mısra sayılarına göre manzumelerin aldığı biçime, sundukları görünüme nazım şekli denir.

 

Nazım Türü

Nazım şeklinin konusuna göre çeşididir. Örneğin: "Koşma " şekli, koçaklama ise nazım türüdür.

 

Divan Edebiyatı Nazım Şekilleri
Gazel
Murabba
Mesnevi
Terkib-i bent
Terc-i bent
Rübai
Kaside
Şarkı
Kıt'a
Tuyuğ
Müstezat

Musammat

 

Tanzimat sonrası Türk Edebiyatında Nazım Şekilleri: 

Sone, terza-rima, serbest müstezat

 

Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri:

a) Aşık Tarzı Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri: Koşmasemaivarsağı
b) Tekke Edebiyatı Nazım Şekilleri: ilahinutukşathiyedevriye
c) Anonim Halk Edebiyatı Nazım Şekilleri: türkümanininniAğıt

 

Konusuna göre şiir türleri:
1- Epik Şiir 
2- Lirik Şiir 
3- Pastoral Şiir 
4- Didaktik Şiir 
5- Dramatik Şiir 
6-Satirik Şiir

 

DETAY BİLGİ

Şiir, anlatmaya bağlı metinler içinde çoşku ve heyecan bildiren özelliğe sahip tek metin türüdür.Ayrıca bir sanattır.Tıpkı diğer sanat dalları gibi bir geleneği,zihniyeti ve oluşum süreci vardır.
İnsanın bir olay veya durum karşısında hissettiklerini, o anda ya da yıllar sonra dizelerle ifade etmesi ve bunu özgünlüğe dayandırarak biricik olmasına çalışması çok zordur. 
Türk şiirinin tarihine baktığımızda şiirin yapısıyla ilgili önemli farklılıklar görürüz. Edebiyat tarihi araştırmacıları Türk şiirini yapı bakımından üç grupta incelemişlerdir. 



1-) Halk Şiiri:

Temeli Türklerin Orta Asya'daki yaşamlarına kadar giden ve ilk şiir örnekleri olarak karşımıza çıkan Koşuk(koşma),Sagu(ağıt),Sav(atasözü) ve Destanlar halk şiirinin en önemli örnekleridir.. Bu şiirlerin tümü sözlü edebiyat geleneği ile halk arasında yaşamış ve korunmuş olup İslamiyetin kabulüyle birlikte yapısı bozulmadan sadece isimlerinde ufak değişikliklerle bugüne kadar yaşamıştır. İslamiyetin kabulünden sonra halk şiiri konularına göre ayrılmış fakat yapısal özelliklerini yine korumuştur.Anonim şiirler(ninni,ağıt,mani,destan),Tasavvuf şiirleri(ilahi,nefes,deme,şathiye ve devriye)Aşık Tarzı Türk şiiri(koşma,semai ve varsağı) dörtlüklerle ,hece vezni ve yarım kafiyeyle yazılmıştır. Halk şiirinin yapısının temelini oluşturan bu özellikleri ahenk ve temalar bütünlemiştir. Tüm Halk şiiri nazım şekilleri saz ile bestelenip söylenecek özelliğe sahiptir.. 
Halk şiiri kurallara dayalıdır ve bu kurallara uymak zorunluluğu gelenekle sabittir.Halk şiirinin en son temsilcileri olarak Aşık Veysel Şatıroğlu,Aşık Mahsuni,Şeref Taşlıova,Neşet Ertaş sayılabilir. 
Bugün bir çok şiir sitesinde karşılaştığımız Halk şiiri çalışmaları sazla birlikte üretilmedikleri için o güce ve geleneğin- vurgu,ritim--etkileyiciliğine sahip olamamaktadır. 


2-)Divan Şiiri:

İslamiyeti kabul eden Türkler din değişikliği ile birlikte kültüründe de hızla değişime uğramıştır.. Yerleşik hayata geçiş,tekkelerin kurulması,Arapça ve Farsça şiirlerin medreselerde okunması,padişahların Arap ve Fars şiirlerine olan ilgisi şiirde de değişime yol açmıştır. Medrese tahsili gören edebiyatçılar yerleşik kültürün etkisiyle eserlerini daha ağır ve süslü dil özellikleriyle yazarlar. Onların yazdıklarını sazla diyar diyar gezerek söyleme dertleri yoktur. Çünkü eserleri belli bir zümre tarafından okunmaktadır. 13. yy'da Hoca Dehhani'nin yazdığı ilk gazelle edebiyatımızda yeni bir şiir yapısı ve geleneği oluşacak yaklaşık 19. yy ortalarına kadar bu gelenek altında şiirimiz gelişecektir.Sadece eğitim görmüş çevrelerin okuduğu ve yazdığı bu şiir türü inişli çıkışlı dönemler yaşasa da saray ve erkanının zevkini yansıttığından uzun süre Divan şiiri Halk şiirini baskılayacaktır. 
Divan şiiri aruz vezniyle,beyit birimiyle ve tam-zengin kafiyeyle yazılan daha çok sembolik ifadelerin tercih edildiği bir şiirdir. Konularına göre kendi içinde adlandırılmış ve nazım şekilleri oluşmuştur.Fakat Arap ve Fars edebiyatı kültürü etkisinden kurtulamamıştır. Ta ki Nedim'in Türk divan şiirine yeni bir nazım şekli olan Şarkı'yı katasıya kadar.Ayrıca bir başka değişim Osmanlı'nın Batı etkisine girip Tanzimat Edebiyatı dönemi başladığında Cenap Şehabettin,Tevfik Fikret marjinal değişiklikler yapmışlardır. 
Kaside,gazel,mesnevi,şarkı,müstezat,murabba gibi bir çok nazım türünde Divan şairleri tarafından bu geleneğin yapısal kuralları içinde bir çok ürün verilmiştir.Divan şiirinin en büyük ustaları olan Fuzuli,Baki ,Nedim,Nefi sadece bizim edebiyatımızda değil dünya edebiyatında da yerini almıştır. 
Bugün bazı denemelerin dışında Divan Şiiri geleneğiyle ve yapısıyla şiir yazan ünlü şairler yoktur.Fakat bunun olmaması divan şiirinin bugünkü Türk şiirini etkilemediği anlamına gelmemelidir.Modern şiirdeki bir çok imgenin kaynağını divan şiirinde buluruz ve birçok ünlü modern şair bu etkilenmeyi dile getirir. 
Modern şiire geçişin öncüleri olarak bilinen Cenap Şehabettin,Tevfik Fikret,Namık Kemal,Mehmet Akif Ersoy,Yahya Kemal Beyatlı Divan şiirini gerçek manasıyla bilmeselerdi o kadar özgün şiir yazamazlardı.. 
Daha öncede belirttiğim gibi bugün “harika” dedirteceğiniz şiirlerinizin temelinde Türk şiiri tarihi yatmalı ve şiirdeki her adım bilgi ve irfanla dolu olmalıdır. Çünkü o kadar eşsiz bir şiir geleneğine sahibiz ki mükemmeli bulmak,özgünü yaratmak çok zaman ve çaba gerektirecektir. 


Aşağıda sizlere Halk şiiri ve Divan şiiri geleneğine ait ama teması aynı şiirlerden örnekleyeceğim. 

Aşkın ateşidir sinemi yakan, 
Lütfuna irer mi cevrini çeken 
Kolların boynuma dolanmış iken 
Seni öpmeler doyamadım ben 
Aşık Ömer 

Yukarıdaki dörtlük 11' li hece ölçüsü(6+5)ve yarım kafiyeyle yazılmış bir güzellemedir.Halk şiirinin Aşık Tarzı geleneğine aittir ve sazla bestelenip söylenebilir.Teması aşktır. 


Kapunda hasıl itdi bu devasuz derdi hep gönlüm 
Ne derde müptela oldı dil-i bimarı görsünler 
Baki 

(-gönlüm bu devasız derdi hep senin kapında kazandı,hasta gönlün nasıl bir onulmaz derde tutulduğunu görsünler.) 

Yukarıdaki dörtlük aruz ölçüsüne göre yazılmıştır.Gazel nazım birimi olan beyit kullanılmış ve nazım düzeni kendine has –a,-a/ -b,-a/ -c,-a şeklinde devam etmektedir.Divan şiiri geleneğine aittir. Teması ise aşktır. 

Her iki şiirde de aşk aynı ruhsal durumla verilmiştir” devasız dert,hastalık,acı”... 


Görüyoruz ki yüzyıllar geçse de şiirin konusu değişmez, şiiri biricik yapan,sanat eseri kılan şey onun yapısı,ahengi ve imgeleridir. 

Israrla tekrar ediyorum ki Türk şiir tarihini Edebiyat araştırmacıları olan Prof. Mehmet Kaplan,Prof. İskender Pala,Prof Şükrü Elçin,Prof. Mehmet Köprülü, Prof .Nihat Sami Banarlı ve Abdülbaki Gölpınarlı gibi değerli hocaların kitap ya da makalelerinden okuyunuz.Hem kitapçılarda hem internette bu bilgilere ulaşabilirsiniz.Şiirin şaheserliği edebiyat bilimindedir unutmayınız! 


3-) Modern Şiir:

Batı etkisiyle gelişen bu şiir türü önce hem halk şiirinden hem de divan şiirinden etkisini kurtaramamıştır. Ancak 1940'tan sonra Garip Akımı'yla edebiyat hayatına girmiş olan Orhan Veli Kanı, şiirde tüm kuralları yok sayarak ses ve ritmin şiirin teması ve imgesiyle oluşması gerektiğini savunmuş. Böylece ilk kez ölçüsüz kafiyesiz şiir yazmanın da bir şiir türü olduğunu kabul ettirmiştir. Serbest şiirin ustaları ondan sonra artmıştır. 


Bugün Türk şiiri gelişimini halk şiiri ve modern şiir adı altında devam ettirmektedir. Modern şiirde ahenk sağlamak ve bunu ustaca yapmak aslında çok zordur. Modern şiirlere baktığımızda ahengi sağlayan önemli unsurlar şunlardır: 

Asonans- Dizelerde aynı ünlü harflerin tekrarlanmasından oluşan ahenktir. 

Aliterasyon- Dizelerde aynı ünsüz harflerin sıralanmasından oluşan ahenktir. 

“Biraz ninni biraz masal 
Ay uzar beşik olur, uyur kuşlar 
Meleklerle merhamet yarışında 
Annesiz bebekleri doyurur kuşlar” 
Ceyhan Atuf Kansu


“Sararım sımsıkı aşklarımı diyez salınımlarına” 
Işın Ergüney (Son Perde)


Aynı zamanda ikilemeler, sözcük tekrarları, soru anlamı taşıyan sözcükler de modern şiirde ahengi sağlayan unsurlardır. 

“İstanbul'un mermer taşları 
Başıma da konuyor, konuyor aman martı kuşları” 
Orhan Veli Kanık



“Kaç bahar yakıldı sevda sarışlarına 
Kaç ateş körüklendi göz alışlarından. . . ” 
Işın Ergüney(Son Perde)

Modern şiir kendi ustalarını yetiştirirken özgün eserlerin ortaya çıkmasında ahenk, temel unsur olmuş. Şiirin akılda kalmasını sağlamıştır. Hepimizin bildiği Necip Fazıl şiiri “Kaldırımlar”, Attila İlhan şiiri “Ben Sana Mecburum” ve Orhan Veli şiiri olan “İstanbul'u Dinliyorum”ses ve ritim özelliklerinin mükemmeliğiyle zihinlere kazınmıştır. 




Tarih
Boyut
Tıklama
23-02-2011
42.5 KB
395

Öğretmen - Öğrenci Girişi