Anasayfa İNDİR DERS NOTLARI Türk edebiyatı ders notları 9.sınıf türk edebiyatı ders notları Şiir Dili Konuşma dili - yazı dili (konuşma ve yazı dili arasındaki farklar)

YGS - LYS



İNDİR
İndirme Anasayfası Dosyalarda Ara Dosya Gönder
İndirme detayları
Konuşma dili - yazı dili (konuşma ve yazı dili arasındaki farklar)

KONUŞMA DİLİ VE YAZI DİLİ ARASINDAKİ FARKLAR

Konuşma dili, günlük hayatta diğer insanlarla iletişim kurmak için konuşurken kullandığımız dildir. Bu dil, doğal olduğu için konuşurken cümlemizin kurallı olup olmadığına, kelimelerin doğru sıralanıp sıralanmadığına, söyleyişin doğru olup olmadığına pek dikkat etmeyiz. Bu sebeple zaman içinde, bölgeden bölgeye değişen birtakım söyleyiş farklılıkları ve kelime farklılıkları ortaya çıkar. Bu farklılıkların tarihî süreç içinde, bölgelere göre geçirdiği maceradan o dilin lehçeleri ortaya çıkar.

Yazı dili, adından anlaşılacağı üzere yazıda kullanılan dildir. Dilde birliği, anlaşma kolaylığını sağlamak için kullanılan kitap dilidir, kültür dilidir, edebî dildir. Konuşma dilinin her bölgenin doğal, günlük dili olmasına karşılık yazı dili, okuma yazmada kullanılan ortak dildir.

Konuşma Dili ve Yazı Dili Arasındaki Farklar :

- Bir ülkede bir yazı dili varken birden fazla konuşma dili vardır.

- Konuşma dili doğaldır yazı dili yapma bir dildir.

- Yazı dilinde kurallar varken konuşma dilinde yoktur.

- Yazı dilinin kullanım sahası konuşma diline göre daha geniştir.

- Konuşma dili günlük hayatta farklılık gösterirken yazı dili göstermez.

 

KONUŞMA DİLİ - YAZI DİLi


Bir dilin iki cephesi vardır: Biri insanların karşı karşıya geldikleri zaman sesli olarak görüşür-ken yani konuşurken kullandıkları “konuşma dili” öteki yazıda kullanılan dildir. Buna “yazı dili” veya “kültür dili” de denilmektedir. Kültür dili bir memleketin kültür merkezi olarak gelişen yerleşim biri-minin dilidir. 
Bir dilin yazısı çoğu zaman lehçelerinden veya ağızlarından birine göre yazı lehçesine göre şekillenir. Yazılan dil ise din edebiyat ve ilim adamları tarafından işlenerek zenginleşir ve konuşma dilinden az çok farklılaşır. Bizim yazı lehçemiz Batı Türk Dili'nin Anadolu lehçesidir. Yeni Türkçede ses özellikleri ve çekim yönlerinden İstanbul ağzı esas sayılır. 
Bir milletin bütün aydınları yazı dilini bilirler ve yazı lehçesini konuşurlar. Yazı dili lehçe ve ağızların alabildiğine farklılaşmasını önler. Hepsinin zenginliklerinden faydalandığı gibi onları ortak bir kaynaktan zenginleştirir. Dil millî birliğin çimentosudur. Ayni dili konuşan insan toplulukları bir millet sayılırlar ve hemen her zaman ayrı bağımsız bir devlet kurmuş bulunurlar. 
Bir dil kendi içerisinde birtakım alt kollara ayrılır. Böylece bir dil sahası içerisinde lehçeler ağızlar ve argolar meydana gelir. 
Lehçeler bir dilin bilinmeyen çok eski dönemlerinde ayrılmış kollarına denir. Başka bir deyişle bir dilin birbirinden uzak bölgelerde çeşitli nedenlerle ses söz dizimi ve söz varlığı bakı-mından değişikliğe uğramış biçimine lehçe (Alm: Dialekt; Fr: dialecte; İng: dialect) denir. Tanımlar-dan da anlaşılacağı gibi 'ağız’da genellikle ses ve söyleyiş farklılığı varken lehçede ses ve söyleyiş farklılığıyla birlikte dilin yapısı (söz dizimi) ve söz varlığı da değişmektedir. O kadar ki bu farklılıklar zamanla lehçelerin birer dil olmasına bile yol açmaktadır. Söz gelimi Latincenin çeşitli lehçeleri ara-sındaki farklılık zamanla o kadar büyümüştür ki sonunda Fransızca İtalyanca İspanyolca Porte-kizce Rumence gibi diller ortaya çıkmıştır.


Adriyatik Denizi'nden Çin Denizi'ne kadar uzanan çok geniş bir coğrafyada yaşayan Türkçe de birçok lehçelere ayrılmıştır: Batı Türkçesinin Anadolu Azerî Türkmen lehçeleri gibi ve Özbek lehçesi Kazak lehçesi Kırgız lehçesi...
Lehçenin ayrı bir dile dönüşmesi olayına Türk dilinde de rastlanmaktadır. Yaşayan Türk leh-çelerinden ikisi bugün artık birer dile dönüşmüştür. Bunlardan biri Sibirya’da Lena Nehri'nin iki yanında yaşayan Yakut Türklerinin konuştuğu Yakutça diğeri ise Orta Volga bölgesinde Kama Irmağı'nın Volga’ya kavuştuğu yerde yaşayan Çuvaş Türklerinin dili olan Çuvaşçadır. 
Bir dilin lehçeleri arasındaki bağı ya da farklılıkları en iyi lehçeler sözlüğü ortaya koyar. Örneğin W. Radloff’un “Türk Lehçeler Sözlüğü” bu nitelikte bir sözlüktür. 
Hüseyin Kâzım’ın “Büyük Türk Lugatı” da bu alanda hazırlanmış büyük bir eserdir.
Türk lehçeleri hakkında ilk bilgileri veren eserse Kaşgarlı Mahmut’un ölümsüz eseri “Divanü Lugat-it Türk” ’tür. 
Ağız ise bir dilin en yeni zamanda ayrılmış küçük bölge kollarıdır. Başka bir tanımla bir dilde ya da bu dilin bir lehçesinde yazı diline oranla ortaya çıkan farklı söyleyiş biçimine ağız (Alm: Mundart lokalsprache sondersprache; Fr: parler patois; İng: local language vocational slang; Osm: Şive ) denir. “Geliyorum” kelimesinin çeşitli Anadolu ağızlarında geliyom gelirem geliyem şeklinde söylenmesi gibi. Anadolu lehçesinin Rumeli Karaman Aydın Harput v.b. 
Ağız bölge çevre farklılıklarından ortaya çıkabildiği gibi meslek ve öğrenim farklılıklarından da kaynaklanabilmektedir. 
Denizli ağzıyla Edirne ağzı bölge farklılığından; köylü diliyle kentli dili işçi diliyle memur dili arasındaki fark da çevre meslek ve eğitim farklılığından doğmuştur.
Çevre meslek ve eğitim farklılıklarından doğan değişik söyleyiş biçimine ağız yerine şive adı verildiği de görülmektedir. Ancak bütün dilbilgisi terimleri sözlüklerinde ağız teriminin Osmanlıca karşılığı olarak şive sözcüğü gösterilmektedir. Dilbilim alanında yazılan eserlerde de artık ağız terimi Arapça şive sözcüğünün yerine kullanılmaktadır. 
Bu duruma göre Çuvaş ve Yakut Türkçeleri dilimizin lehçeleri: Kırgız Türkçesi Azeri Türkçesi Oğuz Türkçesi Özbek Türkçesi... ağızları da: Karadeniz Konya Ege İstanbul Kastamonu Ankara...
Her ülkede böyle lehçe ağız (şive) bulunabilir. Fakat o ülkede belli bir yazı dili vardır. Yazı dili için ağızlardan birisi esas alınır. Mesela Türkiye’de İstanbul ağzı yazı dilimizin temelini oluşturmuştur. 
Argo belli bir kesimin genellikle de belli bir meslekten olan kişilerin kendi aralarında oluştu-rup konuştukları bu nedenle ortak dili konuşan diğer insanların anlayamadığı özel dile argo (Alm: Argot gaunesprache; Fr: argot; Ing: slang) adı verilir.


Yapı bakımından içinden çıktığı ortak dilden farklı olmayan argo da her dil gibi sürekli olarak değişir gelişir. Kimi sözcükleri ölür toplumsal gelişmelere göre yeni sözcükler kazanır.
Argo terimi eskiden daha çok kaba dil karşılığı olarak külhanbeyi ayak takımı ağzı için kulanı-lırdı. Bu anlayış büyük ölçüde değişmiştir. Bugün külhanbeyi hırsız denizci şoför argosu yanında esnaf sanatçı argoları da ortaya çıkmıştır.
Argo sözcükler ortak dilin ya da bir yabancı dilin sözcüklerine özel anlamlar yükleyerek yabancı dilden alınan bazı sözcüklerin yapısını bilinçli olarak bozarak elde edilir. 
Argo sanıldığının tersine anlam değişiminin güçlü olduğu nükteli etkili bir dildir. O kadar ki argo sözcükler öbekler zamanla ortak dilin söz varlığına da girer ulusça kullanılır. Örneğin dümen (hile dolap) dümen yapmak yelkenleri suya indirmek dikine tıraş (yalanlarla dolu gevezelik) palavra (uydurma söz ya da haber; uzun ve boş konuşma) omuzlamak (alıp ***ürmek) yuvarla-mak (bir şey yemek) boşlamak (vazgeçmek peşini bırakmak) kırmak (okuldan kaçmak) inek (çok çalışkan olmak) gibi sözcük ve öbekler argodan anadilimize geçmiştir.




Veri

Boyut 36.5 KB
İndirilme 57
Dil
Lisans
Yazar
Website
Değer
Oluşturulma 23-02-2011
Oluşturan admin
Değiştirilme 23-02-2011
Düzenleyen admin

Download

Öğretmen - Öğrenci Girişi